06 Nisan 2018 Cuma Saat 06:35 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
İnanç Temelinde Aryenik Ve Semitik Düşünce Ayrımı

Bu temel gerçeklikten hareketle bütün inançların beşiği olan Ortadoğu coğrafyasında inanç alanında iki tür düşünce biçiminden söz etmek mümkündür

Verimli Hilalin yükseltilerindeki bereketli topraklarda yaşayan “Aryenik” halkların düşünce ve yaşam biçimi ve aşağı Mezopotamya da bu günkü Basra ’dan batı da Kızıl denize kadar, güneyde Hint okyanusuna, kuzeyde Suriye çölüne kadar uzanan bölge olarak tanımlanan Arabistan yarım adasında yaşayan “Semitik” kabilelerin düşünce ve yaşam biçimi. Ünlü Yunanlı bilgin Batlamyus, Semitik halkların yurdu olan Arabistan’ı 3 bölgeye ayırarak tarif eder. Bunlardan birincisi dağlara çevrili olmasından dolayı engel, bariyer anlamına gelen Hicaz bölgesine Arabiya Petra adını vermiş, ikinci olarak çöl arazisiyle kaplı olan orta bölgeyi Arabiya Deserta olarak isimlendirmiş, üçüncü olarak ta Yemeni de içine alan okyanusa kenar bölgeyi mutlu Arabistan anlamına gelen Arabiya Felix olarak tanımlamıştır. Asıl konumuz olan İslamiyet’in doğuş mekânı olan Arabistan’ın coğrafi özellikleri bu coğrafya da yaşayan Semitik kavimlerin yaşam ve düşünce biçimlerini belirleyen önemli bir faktör olarak bilinmesi gereken özelliklere sahiptir. Geneli itibarıyla çöl iklimine sahip olan bu coğrafyada tarım oldukça sınırlı bir arazide uygulanabildiği için yaşam daha ziyade hayvancılık ve ticaret üzerine kurulu olarak gelişmiştir. Bunun doğal sonucu olarak ta yerleşik tarımın uygulanabildiği coğrafyaların yaşam tarzında görülen “Ana Kadın” (Tanrıça) merkezli yaşam biçiminden farklı olarak patriarkal (Ataerkil) yaşam biçiminin egemen olduğu görülür. Kabile ilişkilerinde hâkim olan bu anlayış, yaşamın merkezinde, yaşamı üreten, koruyan ve zenginleştiren kadının rolünün nerdeyse sıfırlanarak nesneleştirilmesinin ana sebeplerinden birini teşkil etmiştir. Kürdistan Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan Semitik ve Aryenik düşünce arasındaki farkları ortaya koyduğu bir çözümlemesinde bu temel cins çelişkisinin toplumsal yaşama ve ideolojik oluşumlara yansımaları konusunda şu tespitlerde bulunmuştur;

1-Semitik kültüre göre evren yoktan ‘Mutlak Varlık’ tarafından var edilmiştir.                                                                                   Aryenik zihin dünyasına göre ise evren hep vardı.                                                                                          

 2-Semitik kültür zihniyetine göre her şeyin bir yaradılış öyküsü ile bir sonu vardır. Sonsuz ve hep varan olan tek şey; güç ve kudret sahibi ‘Mutlak Varlık’, yani yaratıcı olandır.                                                                                                                                                                     Aryenik zihniyete göre ise varlık, yani madde zıtların birliği ile onların mücadelesi sonucu meydana gelmiştir. Hiçbir şey vardan yok, yoktan varedilemez.                                                                                                                                              3-Semitik inançlar devletleştikleri için ideolojik yaklaşımları sert, katı kurallı ve dogmatiktir.                     Aryenik düşünce kökenli kültürel yaklaşımda ise ideoloji daha sorgulayıcı, daha esnek, çoklu olmanın söz konusu olmayacağı, aksine esas olanın varlıkların birbirini değiştirme ve dönüş-türme potansiyeli içinde olduğudur.                                                                                                                                 4-Semitik felsefik yaklaşım zamanla dinleşerek devletin ideolojik aygıtına dönüştüğünden özerk ve özgünlüğünü yitirme durumunu yaşar.                                                                                                                                         Buna karşın Aryenik kültür dinleşmediğinden daha toplumcu ve daha eşitlikçi kalmış, bu günün evrensel değerlerine yol açan bir potansiyele de sahip olmaya devam etmektedir.

5-Semitik kültür talep etmek, taleplerini elde etmek değil arz etmek üzerine şekillenmiştir. Bu nedenle politik kültürü sadakat üzerine kuruludur.

Aryenik kültür ise haklarını bilir, bilincinde olduğu hakların elde edilmesi direnişi içinde olur hep. Bu sebeple Aryenik kültür eşit olma politik kültürünün gereği olarak mücadele etmeyi esas alır.

6- Semitik Kültür anacıl değerler karşıtı, hiyerarşi yanlısı erkek egemenlikçi zihniyet sahibi olma karakterindedir.

Aryenik Kültürde ise köy ve Tarım Devriminin yol açtığı anacıl değerler söz konusudur.

7-Semitik kültür gök ile yeryüzünün birbirinin benzeşimi olduğu kanaatına sahiptir. Yeryüzündeki her şeyi gökyüzünün ideal bir yansıması olarak kabul eder. Semitik kültürde merkez   ( yeryüzünün göbeği) kozmik dağın zirvesi olarak hayal edilir. Sami kozmolojisinde dağların önemi bu düşünceden ileri gelmektedir. İslam mistisizminde de aynı anlayış söz konusudur. İslam kozmolojisi de Mekke ve Kâbe’yi göğün tam altındaki merkez olarak kabul eder. Musevilik bunu Kudüs olarak görmek isterken, Hıristiyanlık’ ta da merkez İsa’nın hacının dikileceği yer olacağı yönlü mistik bir kozmolojiye sahiptir. Tüm Semitik kültür değerleri gökyüzü ile yeryüzünün birbirinin tam benzeşimi olduğu düşüncesinden hareket etmişlerdir. Onun için Sümerler’ de Zıguratlar, Babiller ’de Babil Kulesi, Çin- Hindu Tapınaklarının çok katlı basamakları yeryüzünden göğe erişim amacıyla yapılmışlardır. Yeryüzünü gökyüzüne bağlayan basamaklar olsun istendiğinden çok basamaklı yapılarıyla kutsal dağa (merkeze) yapılan yolculuk (miraç) gerçekleşsin istenmiştir. Merkeze giden yol kutsallığa, gerçekliğe ve mutlak olana yakınlaştırıcı yol olduğundan ona hep kutsallık atfedilmiştir.

Aryenik Kültür merkezine insanı almaz. İçinde canlı, cansız tüm varlıkların olduğu yaşamı merkezine alır. Yaşamı gerçeğin evrensel karakteri olarak görür. Yaşam içinde yer alan ürün veren her şeyin, yavaş ya da hızlı çoğalan bir potansiyele sahip olduğuna, hiçbir şeyin yaşamın dışında olamayacağına, aksine her şeyin parça bütün ilişkisiyle kendisini yeniden var ettiğine inanılır ve savunulur. Evrende ve yaşamda yer alan her şeyi canlı, üretici ve birbirine bağlı, birbirini tamamlayan dinamizme sahip olduklarından hareketle parçaların anti tezinden sentezin oluştuğunu varsayar.

Sayın Abdullah Öcalan’ın bu kısa çözümleme derlemelerinden hareketle İslam’ın ortaya çıkış dönemindeki Semitik anlayışın bu dine olan etkilerini görmek kadar, Hz Muhammet’in bu anlayış içinde nasıl bir devrime öncülük ettiğini ilgili başlık altında işleyeceğiz. Aynı zamanda Aryenik bir halk olan Kürtlerin İslam ile tanışmasının ve İslam’a olan katkılarını da aynı başlık altında incelemeye çalışacağız.

Kemal Amedi

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html