Merminin Adaleti Değil, Adaletin Mermisi!
Makaleler / 19 Ekim 2018 Cuma Saat 11:08
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İnsanı insanla düşürme, bir toplumu o toplum içindeki bireyler yoluyla teslim alma, kimliksizleştirme, ahlaki, toplumsal ve kültürel değerlerinden yoksunlaştırma, öz benliğini parçalama ve kişinin kendisine yabancılaştırılması, zorla göçertme, açlık, eğitimsiz ve bilinçsiz bırakma, ajanlaştırma, katletme, baskı, her türlü terör...

İnsanı insanla düşürme, bir toplumu o toplum içindeki bireyler yoluyla teslim alma, kimliksizleştirme, ahlaki, toplumsal ve kültürel değerlerinden yoksunlaştırma, öz benliğini parçalama ve kişinin kendisine yabancılaştırılması, zorla göçertme, açlık, eğitimsiz ve bilinçsiz bırakma, ajanlaştırma, katletme, baskı, her türlü terör...

Bu liste çok ama çok daha fazla uzatılabilir. 

İktidar hastalığına, hükmetme hırsına kapılan egemenler tarih boyunca bu yöntemlerin hepsini veya birçoğunu çeşitli biçimlerde egemenlikleri altında tutmak istedikleri birey ve toplumlara karşı kullandılar, kullanmaya da devam ediyorlar. 

Sağlıklı bir aklın ve vicdanın asla kabul edemeyeceği bu durum; iyi ve kötü, güzellik ve çirkinlik, doğru ve yanlış arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu, bu anlamda egemen olmak isteyen ile zorla egemenlik altına alınmak istenen arasındaki çelişkinin uzlaşmazlığını ortaya koymaktadır. Bu antagonist (uzlaşmaz) çelişki hali, mücadele ile çözümlenebilir ve egemenliğin ortadan kaldırılmasıyla aşılabilir. 

Bugün Kürdistan’da uygulanan beyaz ve kara soykırım, terör ve her türlü vahşet, bu uzlaşmaz çelişkileri yakıcı hale getirmiş, bunlara karşı mücadelenin çok güçlü ve şiddetli bir biçimde verilmesinin gerekliliğini ortaya koymuştur. 

Kendini son 16 yıldır AKP kimliğiyle örgütlemeye çalışan ve temelleri, verilen özgürlük mücadeleleri ile sarsılan soykırımcı sömürgeci faşist Türk rejimi, tüm Türkiye toplumu ile Kürdistan ve Kürt toplumu üzerinde çok kirli ve ahlaksız bir özel savaş yürütmektedir. 

Kürt halkının iradesi kırılmak istenmekte, tek tek bireyler düşürülerek ajanlaştırılmakta, fuhuş ve uyuşturucu bataklığına çekilmekte, Kürdistan toplumu her açıdan yozlaştırılarak mücadele edemez hale getirilmek istenmektedir. Bu kirli ve ahlaksız saldırı ve politikalarla Kürdistan toplumunu Lut Kavmi’nin daha da gerisine düşürerek Kürtlerin yok edilmesini amaçlamaktadır.

Böylesi bir düşmana karşı aman vermeden vurmak, devrimci şiddetle ölümcül bir savaş yürütmek, her türlü meşru yol ve yöntemle yaşamı ona cehennem etmek en değerli, en ahlaki ve insani duruştur. 

Bu açıdan geçtiğimiz günlerde Kürdistan Halk Savunma Birlikleri-HPG’nin kamuoyuyla paylaştığı ve ajanların cezalandırıldığına ilişkin bilgi, yüreğinde en ufak bir insani değer taşıyan, özgürlük ve adalet duygularını kaybetmeyen tüm insanları, halkımızı ve özgürlük mücadelemizin dostlarını sevindirmiş, düşmana ve her şeyiyle düşmana düşkünce hizmet eden tüm ajan, işbirlikçi ve hainlerin yüreğine korku salmıştır. 

Kuşkusuz vurulan, kafasına mermi sıkılarak cezalandırılan bu ajanlar şahsında soykırımcı sömürgeci faşist Türk rejimidir. Düşmanla bu kadar aynılaşan, tüm benliğini kaybederek düşmanın lanetli birer uşağı haline gelen bu ajanların, soykırımcı sömürgeci rejim ile bir tutulacağı, tutulması gerektiği açıktır. Çünkü canlarını bu halkın ve insanlığın özgür ve demokratik geleceğinin inşası için adayan kahraman özgürlük savaşçılarının şehit olmasına neden olan bu ajanların ıslah edilmesi, terbiye edilerek tüm suçlarından arındırılıp tekrardan topluma kazandırılmasının hiç bir ihtimali yoktur. Bu kirlenmeyi, alçalmayı ve düşkünlüğü, ancak devrimci bir parmağın sıktığı mermi temizlerdi. Olan budur!

Kuşkusuz sıkılan bu mermi tarihsel ve büyük anlam taşıyan bir mermidir. Bu merminin geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de bu tür ajanları yaratan, Kürdistan’da ajanlığı, fuhuşu, uyuşturucuyu bir devlet politikası olarak yaygınlaştıran kişi, kurum ve soykırımcı sömürgeci rejimi de bulup vuracağından kuşku duyulmamalıdır. Bu merminin hedefi, adresi bellidir; atanı ise herkes olmalıdır. 

İşlenen suç sadece Özgürlük Hareketi’ne ve gerillasına karşı değildir. Yok, edilmek istenen sadece bir parti değil, tüm toplum, tüm insanlık değerleridir. Bu nedenle düşmanın çarkları arasında yer almayan her insanımızın bu lanetli duruma ve kişilere karşı tutum alması, caydırıcı olması, hatta ve hatta cezalandırıcı olması en temel yurtseverlik görevi olarak görülmelidir. 

Düşmanın tüm askeri, siyasi, ekonomik, kültürel, toplumsal, örgütsel, kurumsal vs. uzantılarına karşı böylesi bir duruş içerisine girilirse bu alçakça tezgah bozulabilir, toplumsal varlık korunabilir. Uyuşturucu ile insanlarımızı zehirleyenler, fuhuşla ahlaksızlığı geliştirenler, ajanlık, işbirlikçilik ve ihanet içinde olanlar eğer karşılarında güçlü bir toplumsal tavır görürlerse ya yaptıklarından vazgeçer, itiraf ederek haklarında verilecek karara razı olurlar ya da lanetlenip toplum dışına atılır ve cezalandırılırlar. 

Kesinlikle Kürdistan’da ihanet ve yurtseverlik arasındaki ayrım bu şekilde çok kalın çizgilerle çizilmeli, ihaneti normalleştiren, sıradan bir olaymış gibi gören ve gösteren, yurtseverlik ölçülerini muğlaklaştırıp liberalleştiren yaklaşımlara izin verilmemelidir. Türk soykırımcı-sömürgeciliğinin Kürdistan’da kalabilmesine dayanak olarak kullandığı ihanetin, ajanlaştırmanın ve işbirlikçiliğin aslında Kürtler üzerinde yürütülen soykırım politikasının çökmesi anlamına gelmektedir. Bu da Türk devletinin Kürt halkı karşısında yenilmesini ifadesidir. Türk sömürgeciliğinin Kürdistan’da geliştirmeye çalıştığı “ihbarcıları-ajanları açığa çıkartarak, ihbarcıları yargılayarak cezalandırdıkça Türk soykırımcı-sömürgeciliğinin ve ihanetin Kürdistan’da yaşama şansı kalmayacaktır.

Ulaş ARSLAN 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): iktidar  mucadele  Kurdistan  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.