Tarih “Bir Tekerrürden mi, İbaret”
08 Şubat 2018 Perşembe Saat 05:05
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik
Ardından şiddetlenerek tüm dünyayı içerisine alan resmi kaynaklara göre de yedi yıl süren bu savaşta yaklaşık elli milyon insan ölmüş ve bir o kadarı da sakat kalmıştı. Bununla da sınırlı kalmamıştı. Birçok kent yerle bir olurken, ülke ekonomileri tamamen felç edilmişti.

İkinci Dünya Savaşını Hitler Almanya’sının Polanya’ya yapmış olduğu saldırıyla başladığı doğruydu. Fakat doğrunun tamamı değildi. Sadece onun bir kısmını oluşturuyordu. Almanya savaşı başlatan güç olmuştu. Ancak Hitler Almanya’sını savaşa hazırlayan ona hamilik yapan başta ABD ve İngiltereydi. Bu devletler onu adeta beslemiş, semirtmiş ve tüm dünyanın başına bela haline getirmişlerdi. Tabii bunu yaparlarken asıl belayı da kendi başlarına sarmış olduklarında farkında bile değillerdi. Çünkü besleyip, büyüttükleri Hitler faşizmi, “hayırsız” evlat misali önce anasına saldırarak rüştünü ispat etmeye çalışacaktı. Öyle de oldu. Bunun bir sonucu olarak ta Almanya ilk önce kendini büyütüp, besleyenlerin çıkarlarına saldırdı. İkinci Dünya Savaşının sonuna gelindiğinde de bu gerçeklik çok ilginç bir tabloyu ortaya çıkarmıktan geri kalmadı. Başta İngiltere ve ABD olmak üzere Hitler Almanya’sını büyüten güçler, kendi yarattıkları evlatlarını boğarak tasfiye etmek zorunda kalıyorlardı.

Şu anda Dünya içinde bulunduğu durum da, bir dünya savaşı olarak kabul edilmektedir. Savaşın merkezinde yer alan coğrafya ise Ortadoğu’dur. Her ne kadar 1991’de yaşanan Birinci Körfez Savaşı Üçüncü Dünya Savaşının başlangıcı olarak kabul ediliyor olsa da, en yoğunlaşmış haliyle bugün yaşanmaktadır. TC devleti ise bu savaşın en önemli aktörlerinden biri olma konumundadır. Sadece bugün itibarıyla değil ilk başlardan itibaren bu böyle bir özellik taşımaktadır.

Birinci Körfez Savaşı, Saddam Hüseyin’in başında olduğu Irak rejiminin Kuveyt’i işgal etmesi ile başlamış olsa da, TC devleti uluslararası komplo ile birlikte bu savaşın aktif bir öğesi olarak öne çıkmıştır. Uluslararası komplonun uygulamaya konulma anı olarak değerlendirilebilecek olan TC ordusununun,  İkinci Ordu Komutanı Atilla Tokatlı’nın Hatay sınırına giderek Suriye’yi işgal tehditinde bulunmasının anlamı da bundan başkası değildir.

O gün Suriye’yi açık işgal tehditin de bulunan TC devleti, bugün o gün yaptığı tehditi bir gerçek haline getirmeye çalışmakta ve bir süredir de bunun eylemi içerisinde bulunmaktadır. İki yıldır Cerablus’tan başlayıp, El Bab’a kadar uzanan coğrafyayı açık işgali altına alması, İdlib’de asker buludurması ve şimdi de Afrin’i işgal için harekete geçmiş olması da bunun bir göstergesidir.

Bugün TC devleti Suriye devlet sınırları içerisine girerek, oraları askeri olarak işgal eder bir pozisyona kendi çabası ile gelmemiştir. Adım adım buna hazırlanılmıştır. Ondan Irak’a, Suriye’ye girmesi istenilmiştir, önüne açık hedefler konulmuştur. Ancak, o günün koşullarında buna imkan bulamamış, o kadar hevesli olmasına rağmen Irak ve Suriye devleti sınırları içerisinde kalan coğrafyayı işgal edememiştir. Şimdi ise bunu gerçekleştirmek için harekete geçmiştir. Bunu gerçekleştirirken de yine onu büyütüp, besleyenlerden icazet almış ve onların sunduğu imkanlara dayanarak Afrine/Rojava devrimine karşı resmen ve fiilen saldırıya geçmiştir. 

Bu temelde de, TC devleti resmi olarak 20 Ocak 2018 tarihi itibarıyla Afrin üzerinden Suriye devlet sınırları içerisine askerleri ve tüm ağır savaş araçları ile girdiğini açıklamıştır. Suriye üzerinde uluslararası sözleşmelere dayalı her hangi bir hükümlüğü olmamasına, kendisine  Suriye rejimi ve uluslararası hukuk çerçevesinde bir  çağrı yapılmamasına rağmen bunu gerçekleştirmiştir. Bu da uluslararası hukuka göre bir işgal ve devletler arası ilişkilerin ihlali anlamına gelmektedir. Bir başka ifadeyle de uluslararası ilişkileri düzenleyen hukukun hiçe sayılması ve açık bir savaş ilanı demektir.

TC devleti Suriye devlet sınırlarını ağır askeri gücüyle girip işgal etmeye başlamasıyla birlikte hem fiilen hem de resmen bu  ilanı gerçekleştirerek, uluslararası hukuka göre karşılığı olması gereken bir suçu işlemiştir. Bu yönüyle Almanya’da iktidarı ele geçiren Hitler faşizminin Polanya’ya olduğu gibi, bir işgal saldırısında bulunmuştur. Bunu da onlarca savaş uçağını, yüzlerce tankını- topunu, binlerce askerini harekte geçirerek, etkili propoganda araçlarını devreye sokarak, işlemiş olduğu bu suçu gizlemeye bile gerek duymadan yapmıştır.

TC devleti bu kadar pervasız bir şekilde hareket eder duruma gelmişse, bunun nedeni, onu bugüne kadar büyütüp, besleyenlerdir, onu adeta şımarık bir çocuk haline getirenlerdir. Kendilerinin belirledikleri uluslararası hukuku bile hiçe sayan bu faşist sömürgeci gücün hala “kaygılarını anlıyoruz” diyerek onu onaylamaya devam edenlerdir. Almanya’da Hitler faşizminin nasıl iktidar haline geldiği, ardından da gerek Almanya’yı gerekse de dünyayı nasıl bir savaş ortamına çevirdiğinden gerekli sonuçları hala çıkarmayanlar ve bunda kendi paylarını görmeyenlerdir.

Bugün TC devletinin başında olan kişinin kuşkusuz Hitler’le faşist karakteri nedeniyle benzerlikleri vardır. Ancak onu taklit eden bir karikatör olma özelliği çok daha belirgindir. Fakat şöyle bir gerçeklik daha vardır.  O da; taklitlerinin, orjinallerinden daha fazla tahripkar olabildikleri gerçekliğidir. Gelinen aşama da Ortadoğu’da sürmekte olan Üçüncü Dünya Savaşı için bunu söylemek daha da bir olanaklı hale gelmiş bulunmaktadır. Özellikle de TC devletinin Suriye devlet sınırları içerisine resmen ve fiilen girerek işgal etmeye başlamasıyla birlikte böyle bir sürece girildiğinden bahsetmek olanaklı bir hale gelmiştir.

İkinci Dünya Savaşının sonun da başta ABD, İngiltere vb. olmak üzere batılı kapitalist güçler kendilerine kafa tutan “hayırsız” evlatları Hitleri boğmak zorunda kalmışlardır. Şimdi Üçüncü Dünya Savaşı içerisinde analarına başkaldıran bir başka “hayırsız” evlatla karşılaşmışlardır.

Tarih için “bir tekerrürden ibarettir” biçiminde bir belirleme de bulunulmaktadır. Gerçekten böylemidir? Bu sorunun cevabı tartışılabilir. Ancak bugün Ortaduğu’da yaşanan Üçüncü Dünya Savaşı kazandığı boyut, böyle bir benzerlik ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Sonuçta yaşanacak olanları hep birlikte göreceğiz.

Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA