Faşizm Akrep Gibidir
11 Kasım 2017 Cumartesi Saat 04:51
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Can Toprak
Uyguladığı baskıyı süreklileşen bir trendle yükseltir.  İktidara gelmek için yakar-yıkar, öldürür, kıyımlara girişir. İktidarı ele geçirdikten ve kurumsallaştıktan sonra ise hükmettiği alanı-ülkeyi bir hapishaneye, denetimindeki tüm insanları ise birer mahkuma dönüştürür. Herkesi-her şeyi tek tipleştirmeye girişir. Halklar ve inanç gruplarına karşı asimilasyon politikalarına başvurur. Yasak-baskı ve kıyımın yanı sıra kitlesel göçertmeleri devreye koyar. Bu yolla farklı olan, farklı düşünen-yaşayan her şeyi-her kesi yok etmeye tabi tutar. Tüm toplumu tek kütle haline getirerek baştaki faşist şefin reflekslerine göre biçim-renk alması amaçlanır. Faşist şefin istem ve davranışlarına göre konum alan-kimlik bulan ve yaşayan kişiliksizleşmiş, uydu bir toplum yaratılmaya çalışır. Tüm toplum, faşist şefin hükmettiği devlet denilen zülüm makinasının birer vidasına dönüştürülmek istenir. Böylece dört başı mamur faşist bir devlet aygıtı oluşturulduktan sonra içte zülüm, sömürü, yasak ve baskının derinleştirilmesi, dışta ise yayılma ihtiyacı zorunlu hale getirir. Bu durum Nazi Almanya’sı örneğinde çarpıcı bir hal almıştır. İçte muhalefet yok edilip-tüm güç faşist bir karakterde merkezîleştikçe, ülke içinde farklı olan, düşünen, yaşayan her şeyin yok edilmesi ve dışta tüm insanlık için felakete dönüşen yayılımcılık kaçınılmaz hale gelmiştir. Aynı durum diğer faşist odaklar içinde geçerlidir. Özet olarak faşizm güçlendikçe daha fazla hükmetme, sömürme, daha fazla gücü merkezîleştirme ve kötülükte sınır tanımama onun doğasının gereğidir. Durumun kötüye gitmesi ve başarısızlık durumunda ise süreklileşen bir biçimde sağdan-soldan başarısızlıkların sebebi hainler aranır. Faşist şef birer uysal kul haline getirdiği emrindekileri, onlar ise merdivenin basamakları misali üzerinde yükseldikleri bürokratik aygıtın temsilcilerini suçlamaya, başarısızlıkların nedeni olarak görmeye, göstermeye ve yemeye girişirler. Böylece faşizmin kurumsallaşma aşamasında yok etmeye giriştiği dinsel-etnik azınlıklar, muhalif düşünce ve hareketlere, kendi iç bünyesindeki 'hainleri de' katar. Halk ve özgürlük düşmanı olarak gelişip-güç haline gelen faşizm, halkı, hakikati ve hayatı katlettiği gibi kendi yavrularını da yer. Bir akrep gibi sonucunda-ölümünü de görse kendi kendini yok etmeye girişir. Hitlerin Nazi Almanya’sında, Franko İtalya’sında, faşizmin girdabındaki İspanya’da ve faşizmin hüküm sürdüğü her yerde işleyen diyalektik budur. Aynı diyalektik güncelde şaşmaz bir tarzda Tayip Erdoğan Türkiye’de tekrarlanıyor. Erdoğan'ın liderliğindeki faşizm doğuş, gelişim, zirveleşme aşamasını geride bırakarak hızla aşılma noktasına savrulmaktadır. Yalan-hile, kan ve kıyımla inşa edilen faşist diktatörlük kurumsallaştıkça sağa-sola yönelik saldırganlık düzeyini artırmıştı. İçte farklı-aykırı olan hiç bir oluşuma yaşam hakkı tanınmamış, bunlara karşı yasak-baskı ve kıyımı hayat kanunu haline getirmişti. Dışta ise tüm komşuları için tehdit odağı haline gelmişti. Kaybedeceğini bile-bile yayılımcılığı temel politika olarak benimsemişti. Yayılımcı faşizan emellerini sadece dile getirmekle kalmamış, başta Suriye ve Irak olmak üzere tüm bölgede pratikleştirmeye girişmişti. Bu yönelimi ile bünyesinde boy veren yıkım ve aşılmayı hızlandırmıştı. Bu gelişme sonucu zirveden yuvarlanan kartopu misali aşılma hızlandıkça faşist şefin kendini kaybetmesi derinleşmektedir. Bu nedenle her geçen gün uyguladığı politikalardaki tutarsızlıklar, akıldan yoksunluklar yaygınlaşmaktadır. Gelinen aşamada kaybetme ve hesap verme korkusu faşist şefin aklına vurulmuş bir pranga halini almıştır. Tayip Erdoğan’ın partisi içinde son dönemdeki uygulamaları bu durumun yansımalarıdır. Toplumun en bağnaz, ahlaksız, ilkesiz ve dalavereci-çıkarcı kesimlerin oluşturduğu AK parti gelinen aşamada aynı zamanda bir suçlular koalisyonunda dönüşmüştür. Partinin kurumsal kimliği haline gelen rant-rüşvet ve yolsuzluk suçlarına ayrıca Kürtler, Aleviler, Cemaatler, Sol-Sosyalistlere karşı işlenen suçlar eklenmiştir. Komşu halkalara karşı çetelerin örgütlendirilip-savaştırılması ve başta Irak ve Suriye olmak üzere nerede kötülük varsa orada bir yıkım gücü olarak boy vermesi Erdoğan ve faşist çetesinin sınır dışında işlediği suçlar olarak dosyalarına işlenmiştir. Bu nedenle hesap günü yaklaştıkça faşist şefin ahlaktan, ilkende yoksun uygulamalarına, akıldan yoksun olanlarda eklenmiştir. Kişilerin istifaya zorlanması, istifa etmeye yanaşmayanların hain ilen edilip, yamyam haline gelen yandaşların önüne atılması, AKP’nin bir hain yetiştirme merkezi haline gelmesi zirveden aşağıya doğru yuvarlanmanın sonucudur. Reis zirveyi 2012-2013'de gördü. Kürt sorununda oyalama amaçlı demokratik çözüm arayışları ona 2-3 yılık durağan kalma şansı verdi. Sonrası zirveden kopuştur. Her geçen gün zirveden aşağıya olan yolculuk hızlanmaktadır. Her olay-her gelişme buna ivme kazandırmaktadır. Gerisi bir timsah misali en dibe düşeni yutmak isteyenlerin yanına Reisin ne zaman ulaşacağıdır. Bu nedenle kötülüğü karakter haline getiren Melih Gökçek gibi Reis'inde Fatiha’sını okuyabiliriz.

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Genco Şengalî
Henüz Yazı Eklenmemiş
Kemal Amedî
Henüz Yazı Eklenmemiş
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA