AKP’nin Kürdistan’daki kirli propagandası
13 Nisan 2017 Perşembe Saat 07:02
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Çiçek Kıçi
Türkiye’nin kaderini belirleyecek olan bir referandum kapıda. Referandumla birlikte sadece sistem değişmeyecek Türkiye’nin geleceği, dünya arenasındaki yeri de değişecek. Yani artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. 16 Nisan günü ile 17 Nisan sabahı arasında uçurum kadar fark var. AKP’nin faşist-milliyetçi bloğu Evet diyerek geri dönülmez yolun kapısını açtı. Referandumun propaganda sürecinde bir çok yalan vaatle halkı kandırıp halktan oy devşirmeyi amaçlamaktadır. Halkı sürü şeklinde yönetmek isteyen Erdoğan ve şakşakçıları her yalanı söylemeye hazırlar. Bugün söylediklerini de yarın kesin inkar edeceklerdir. Sadece referandum sürecinde değil bütün seçim zamanlarında başta AKP bütün rejim partileri seçimi veya referandumu kazanmak için Kürtlerin ulusal hislerine hitap etmektedirler. Bakurê Kürdistan’da seçim propagandası olarak kendilerine malzeme yaptıkları argümanları Marmara’da, Karadeniz’de inkar eden bir iktidar gerçekliği ile karşı karşıya olduğumuzu sağır sultan bile bilmektedir. 2005’te Erdoğan Diyarbakır’daki konuşmasında, “Kürt sorunu benim sorunumdur ve kendim çözeceğim dedi” gittiğinde ise bunu inkâr edip buna zıt şeyler dile getirdi ve Hitler’den alıp bugüne uyarladığı, “Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek dil” teranesini tekrarladı ve üstüne Kobanê direniş sürecinde Antep’te, “Kobanê düştü-düşecek” diyerek adeta Kürt halkıyla dalga geçmek istedi.

Bugün de aynı yalanları Kürt halkını ve bölge halkını kandırmak amacıyla söylemektedir. Kürt halkına hiçbir şey vermeyen bu zihniyet aksine Kürtlerin şehirlerini ve tarihlerini yerle yeksan etmeye kalktı, çocuklarını bodrumlarda diri diri yaktı. Analarımızın, çocuklarımızın cenazelerini günlerce sokakta ve morglarda-buzdolaplarında bekletti. Dün hakaret ettikleri, mezarlarını kaybettirdikleri Kürt büyüklerinin resimlerini bugün kendilerine propaganda amaçlı kirli bir şekilde kullanmaktan ise hiç geri kalmıyorlar.

Günümüzde bu rejim yani evet bloğu bunu daha pervasızca, daha adice yapmaktadır. Kürt değerleriyle dalga geçer gibi seçim propagandası yapmaktadır. Kürtlerin değerlerini propaganda malzemesi yapan bu zihniyet bu halka her türlü acıyı yaşatmıştır. Unutmuyoruz elbette ancak birlikte hatırlamak için şöyle kabaca bakmak yeterli olacaktır;

Şırnak’ta “Kendi yerli savaş uçağımızı kendimiz yapıyoruz”

Geçtiğimiz 1 Kasım seçiminde, AKP Türkiye’nin bütününde devlet hazinesinden aldığı milyonlarca dolar vurgunla birçok pankart, afiş, bilbord ve reklam yaptı. Şırnak’ın Uludere ilçesinde duvara asılan “Kendi savaş uçağımızı kendimiz yapıyoruz” sözüyle Roboskîli aileleriyle dalga geçmiştir. Aslında bu Şırnak halkına verilen bir gözdağıdır. Şırnak halkı yıllardır bu uçaklar tarafından bombalandı, köyleri ve şehirleri yakıldı, yıkıldı ve halen de yıkılmaya devam ediyor.

Amed’te “Evet oyu kullanmak Şeyh Sait ve Arkadaşlarına bir fatihadır.”

Bu yılki referandumun propaganda sürecinde AKP-MHP-PDK’nin desteklediği EVET tarafı Amed’te Kürtlerle dalga geçer gibi bir pankartı Amed semalarına astı. Bu pankartta ise, “Her evet oyu Şeyh Sait ve Arkadaşlarına bir fatihadır” sözü kullanılmaktaydı. Şeyh Sait ve arkadaşlarını idam edenlerin devamı olan AKP-MHP ve şakşakçıları PDK bugünde Şeyh Sait’e sahip çıkıyorlar gibi bir hava vermek istiyorlar. Ama Şeyh Sait’i Erdoğan, Yıldırım ve Bahçeli’nin her gün adıyla yemin ettikleri Atatürk idam ettirdi. Şeyh Sait dindar bir Kürt lideriydi. Evet zihniyetinin Şeyh Sait’i seçim malzemesi olarak kullanması yüzsüzlüğün en koyu halidir. Şeyh Sait ve Arkadaşları bu zihniyete karşı mücadele edip canlarını verdiler. Şeyh Sait’e ihanet edenler bunlardır. Bundan öncede AKP ve Erdoğan Kürdistan’dan oy çıkarabilmek için Şeyh Sait’in torunlarını yada soyadını kullanmak istedi. Sadece Şeyh Sait’in İslamcı ve dindar yönünden yararlanıp oy çıkarmak istedi. Ama unuttuğu şey ise Şeyh Sait ve arkadaşlarının Kürt ve Kürdistan davasından canlarını verdiğidir. Ve Şeyh Sait Erdoğan gibilere karşı isyana kalktı ve özgürlük mücadelesini yürüttü.

Mardin’de, “Her Evet oyu Rojava’ya destek oyudur”

Tayfun kod adlı JİTEM ajanı olduğu itiraf edilen AKP Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu’da Mardin’de AKP’nin ve şakşakçılarının ne kadar kudurduğunu ve bunun için de her şeyi yapabileceklerini gösterdi. Mardin’deki bir pankartta, “Her oy Rojava’ya destek oyudur” sözü yazılmış ve ayrıca pankartta Orhan Miroğlu’nun resmi de yer almaktadır. Rojava’yı düşman gören, İnsanlık düşmanı DAIŞ’ı destekleyip donatıp Rojava’ya saldırtan, Rojava’yı düşürmek için her türlü kirli bir ittifakı yapan bir zihniyetin sözcüsünün bu sözü seçim malzemesi olarak kullanması ne anlama geliyor. Rojava bu zihniyete rağmen başardı, direndi ve şimdi de kazanıyor. Miroğlu gibi satılık insanlara verilecek en güzel cevap ihanet ettiği Apê Musa yani Musa Anter söylemiş. Musa Anter, satılık, karaktersiz kişilere, “köpek bizim köpeğimiz ama başkasının kapısında havlıyor.” Sözü bunu en iyi anlatan sözdür.

AKP neyi kullanırsa kullansın, halk bu zihniyetin gerçek yüzünü Kobanê düştü düşecek denildiği zaman gördü. Kadın da olsa çocuk da olsa güvenlik güçlerimiz gereken neyse yapacaktır derken gördü. Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek dil, tek vatan ve tek dil, buna itirazı olanın bu ülkede yeri yoktur derken gördü. Burnumuzun dibinde yeni bir Kuzey Irak vakasına asla izin vermeyiz derken gördü. Ve daha da göstereceği hiçbir şey kalmadı.

Ama Kürtlerin, demokratların, anti kapitalist Müslümanların, demokratların, ezilen halkların göstereceği ve söyleyeceği bir şey var. Onu da 16 Nisan’da söyleyecekler.

Çiçek Kıçi

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Cemal Şerik
Gülnaz Ege
Cudî Şengal
Du gel û du rê

ARAMA